Sokak Hayvanları

Sokaklarda kontrolsüz dolaşan sahipsiz hayvanlar toplumun önemli bir kesimi tarafından sorun olarak görülmesinin yanında, sürekli olarak insanlardan vahşet görerek, işkenceye maruz kalarak, hastalık ve açlıkla mücadele ederek zor ve

ızdıraplı bir yaşam sürdürmek zorunda kalmaktadırlar.

Herkes bilir ki, binalar arasına sıkışmış, insanlar tarafından itilip kakılan hatta işkence gören, aç, yaralı, bakımsız köpeklerin yaşaması yaşamak değildir.

Geçmişte bu soruna tek çözüm yolu “vurma ve zehirleme” yolu ile öldürme olarak görülmüştür. Bu yöntemle sorun çözülemediği gibi daha da artmıştır. Sorunun çözümü “sokaklarda sahipsiz ve kısırlaştırılmamış,kontrolsüz hayvan olmasını” engellemektir. Bunun yolu ise  KISIRLAŞTIRMADIR.

İnsanlar  belediyeyi arayıp  "Alın bu köpeği buradan." dediğinde, o hayvanın ölüm emrini verdiğini unutmamalıdırlar. Çünkü belediyeler o hayvanları  ölüm kampı barınaklara kapatarak yavaş bir ölüme mahkum edecek, ya direkt olarak alırken öldürecek ya da yaşamaları mümkün olmayan ormanlara dağlara atacaktır.

Sokak hayvanı olgusu doğa olayı değildir. Sokak hayvanları sokaklarımızda, çöplüklerimizde yaşayan, bizimle birlikte yaşayan kedidir, köpektir. Binlerce yıl önce evcilleştirdiğimiz bir kültür varlığıdır. Hizmetinden yararlandığımız daha sonra sanayi, teknoloji ve buna bağlı olarak metropollerin gelişmesi ve büyümesi ile sokaklara terk ettiğimiz sahipsiz hayvanlardır. Dolayısıyla “Sokak Hayvanı” sorunu yoktur ama “Sokak Hayvanlarının Sorunları” vardır. Yaratıcısı da insandır.  

 

 

Hayvanlar rüyalarında ne görür?

Hayvanlar da insanlar gibi rüya görüyorsa rüyalarında ne görür, nerelere giderler? Kediler, kuşlar ve diğer canlılar uyku sırasında nasıl incelenebilir?

Rüya görüp görmediklerini hayvanlara sormak mümkün olmasa da gözlemler onların da rüya gördüklerine dair veriler sunuyor.

Araştırmacılar bu konuyu incelemek için iki yola başvuruyor. Birincisi uykunun çeşitli aşamalarında hayvanların fiziksel davranışlarını incelemek, ikincisi ise uyku sırasındaki beyin aktivitelerinin insan beynine benzerlik gösterip göstermediğini anlamak.

1960'larda uykunun REM aşamasında (hızlı göz hareketlerini içeren safha) insanların ilginç hareketler yaptıkları tespit edilmişti. Uyku sırasında kasların genellikle felç olduğu sanıldığı için ilginç bir bulguydu bu.

Hayvanlar enfeksiyonla nasıl baş ediyor?

İnsan hastalıklara karşı sürekli mücadele ediyor. İnsanın bakteri, virus ve diğer parazitlere karşı yürüttüğü bu mücadele çok eskilere dayanıyor ve açlık, kuraklık, yırtıcı hayvanlar kadar evrim üzerinde etkide bulunuyor.

Hayvanlar da elbette benzeri tehlikelerle karşı karşıya. Fakat onlar enfeksiyon ve hastalıklara karşı insandan çok daha önce çeşitli koruma mekanizmaları geliştirmiş. Şimdi bunlardan bazılarını ele alalım.

Somon balıkları küçükken deniz bitlerine karşı korumasız oluyor ve yaraları kolayca enfeksiyon kapıp ölebiliyorlar. Fakat somonlar daha küçük çöpçü balıklarıyla ortaklığa girip bu balıkların deniz bitlerini yemeleri yoluyla kendilerini temiz tutabiliyorlar.

Çocukların hayvan aşkı

Özellikle köpekler tercih ediliyor. Münih merkezli kamuoyu araştırma enstitüsü iconkids&youths tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Almanya'da 6-12 yaş arası çocukların üçte biri evcil hayvan besliyor.

Araştırmaya göre, evcil hayvan sahibi çocukların yüzde 49'u köpek, yüzde 30'u da kedi tercih ediyor. Öte yandan Hint domuzu (yüzde 7) ve hamster da (yüzde 5) tercih edilen hayvanlar arasında.

Araştırma için nisan ve mayıs ayları arasında 73  çocukla anket yapıldığı belirtildi. Enstitü direktörü Ingo Barlovic, "Hayvanların çocuklar için sarılabilecekleri bir şeyden daha fazla anlam ifade ediyor. Onlar çocukları teselli ediyor ve onlara güven veriyor" dedi.