Sokak Hayvanları

İBRET VEREN BİR AT HİKAYESİ

Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin atı, kuyunun birine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı, belki üzerine de toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, üzerindeki toprakta biten otları yemek isteyen atın ağırlığını çekemedi ve güm diye atı yuttu kuyu. 

Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde. Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü. Zavallı atı kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor. Üstelik yaralanmış. Karşılaştığı bu durumda kendini atı kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırdı. Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı. Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek ve hayvanı kuyuya gömmek. 

Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar. Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü. Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükseldi ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu. Köylüler ağzı açık kalakaldı. 

Kıssadan hisse; Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır. (Ne bazeni, çoğu zaman.) Üstümüzü toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur. Bunlarla baş etmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır. Kör kuyuda olsak bile! 

 

GÜZEL  AT İLE PADİŞAH

Padişahın yakınlarından bir beyin çok güzel bir atı vardı. Bir gün o ata binip padişahın alayına katıldı. Padişahın gözü, ansızın o ata takıldı. Böyle bir at kendi sürüsünde yoktu. Atın çalımı, rengi padişahın gözünü aldı, attan gözünü ayıramıyordu. Çevikliği, güzelliğiyle beraber atta padişahı çeken bir şey vardı. Önce önemsemek istemedi ama, gönlü atı istiyordu.
Padişah geziden dönünce, vezirine durumu açtı. Yolda bir at gördüğünü, derhal gidip o atı, sahibinden alıp, getirmelerini emretti.
Padişahın adamları, hızla atın sahibi beyin yanına geldiler. Padişahın atı çok beğendiğini, ne fiat isterse hemen vereceklerini bildirdiler. Bey, beyninden vurulmuşa döndü. O güzelim, canı gibi sevdiği atını padişah istiyordu ha! Ne yapacağını, ne söyleyeceğini şaşırdı. Padişahın adamlarını oyalamak için onlara yemek ikram etti. Onlar yemeklerini yerken İmadülmülk aklına geldi. Hemen durumu ona danışmalı, ondan akıl almalıydı. Çünkü o, zamanın en bilgini, en akıllısı, en güzel ahlaklısıydı. Kaç kere vezirliği bırakıp, ibadet için uzlete çekilmişse de padişah ona yalvararak izin vermemişti.
Atın sahibi üzüntülü bir halde İmadülmülk'ün yanına koştu.
- Ey benim en büyük yardımcım! Yardımına ihtiyacım var. Padişah benim herşeyden daha çok sevdiğim atımı istemiş. Onu alırsa ben yaşayamam. Her şeye dayanırım da atımın elimden alınmasına dayanamam. Bey hem söylüyor, hem ağlıyordu. İmadülmülk, beyin bu halini görünce gözleri yaşardı. Ona yardım etmeye karar verdi. Doğru padişahın huzuruna gitti. Bir taraftan Cenab-ı Allah'a:
- "Ya Rabbi! Genç bey padişaha karşı gelmekte hata ediyor ama Sen yine de ona yardımcısı ol." diye yakarıyor, inşaallah atını padişah almaz diye dua ediyordu. 
O sırada seyisler, beyin o güzel atını padişahın yanına getirdiler. İmadülmülk gerçekten de eşine nadir rastlanan bir at diye düşündü.
Padişah, bir müddet ata hayran hayran baktı, yüzünü imadülmülk'e döndü.
- "Ey büyük insan! Güzel bir at değil mi? Sanki yeryüzünden değil de, cennetten gelmiş." dedi.
İmadülmülk:
- "Padişahım! Ata gönlünü öyle kaptırmışsın ki, hatalarını göremiyorsun. İyice bir bak bakalım. Aslında çok güzel, çok çevik bir at ama bedenine göre başı kusurlu. Başı adeta öküz başına benziyor.
Padişah fikirlerine her zaman hürmet ettiği İmadülmülk'den bu sözleri duyunca at, gözünden düştü. Padişah:
- "Doğru söyledin! Artık eskisi gibi güzel göremiyorum. Bunu sahibine geri verin" dedi.
Padişah, at hakkındaki bu yermeyi bir kerecik duymakla gönlü attan soğudu. Kendi gözünü ve aklını bıraktı, İmadülmülk'ün sözünü kabul etti.

MANDA SÜTÜYLE BESLENİP BÜYÜTÜLMÜŞ AT HİKAYESİ

 

Bir gün bir padişah ava çıkar. Avlanırken köylünün birisinde bir at görür. Ama at, ne at. Padişahın o günkü gördüğü atın sadece kanadı yok. Ya bir de kanadı olsa, at sanki koşmayıp uçacak. Padişah uzun bir süre gözlerini attan alamayıp uzaklaşıncaya kadar atı seyreder. Saraya gelinceye kadar da gördüğü at ile avlanmayı düşleyip hayal eder.

Daha sonra duygularını gizlemeyip saraydakilere o köylüde gördüğü atı tez zamanda satın alıp sahip olmak istediğini anlatır ve gidip satın almalarını ister. Yalnız, ”Sakın atın sahibi olan köylüyü de üzmeyin.” diye tembihler.

Bunu üzerine saraydan görevliler köye giderler ve köylüye derler ki, senin şu gün şurada avlandığın at, padişahımızın çok hoşuna gitmiş. O atı satın alıp sahip olmak istiyor. Parası da her ne ise onu da size ödeyeceğiz.

Bunun üzerine köylü padişahın adamlarına der ki, mademki padişahımız benim atımı beğenmiş, ben de bundan memnun olur şeref duyarım. Ancak “Bu at padişahımıza yaramaz” der ve atı adamlara teslim etmez.

Adamlar saraya eli boş dönünce padişah sorar. Ne oldu, neden atı alıp gelmediniz? Bunun üzerine adamları da padişaha derler ki, padişahımıza söyleyin “Bu at padişahımızın işine yaramaz” dedi. Bizde sizin bize tembihiniz üzerine adamı üzmemek için atı almadan geldik.

Padişah der ki, tabi ki adama yeterli parayı vermezseniz, adam da size atı satmaz. Şimdi tekrar gidin ve adam ne kadar para istiyorsa verin, atı da alıp gelin.

Padişahın emri üzerine adamlar tekrar saraydan çıkıp köye gidip adamı bulup derler ki, sana bu atın değerinin iki katı para verelim. Sen de atını bize ver, bizde atı padişahımıza götürelim.

Adam da derki atı alın ama ben padişahımızdan para istemem. Bu söz üzerine yine padişahın adamları saraya boş dönerler.

Bu sefer padişah öfkelenir ve adamlarına kızar ve derki, gidin ne pahasına olursa olsun atı alıp gelin.

Köye giden atlılar bu sefer köylüye derler ki, artık boş dönmeyeceğiz. Mutlaka atı alıp padişahımıza götüreceğiz. Köylü bakar adamlar çok kararlı ve ciddi. Bu sefer söyleyeceği hiç bahanesi kalmayan köylü, derki alın götürün ama ben para istemiyorum. Padişahımıza benden hediye olsun. Padişahım için bir atın ne önemi var deyip atı gelen adamlara teslim eder.

Atı götüren adamlara köylü daha önceki söylediği sözünü tekrar eder. Ve lütfen şu sözümü de padişahımıza mutlaka söylemenizi istiyorum, “Bu at padişahımıza yaramaz” der.

Neyse atı alıp saraya getirirler. Padişah atı görünce çok mutlu olur. Ve derki derhal bir av partisi düzenleyin der. O hafta ve ondan sonraki birkaç hafta boyunca birkaç hafta üst üste ava çıkarlar. Avda at, koşmuyor, adeta uçuyor. Her ava çıkışta padişah çok mutlu oluyor.

Bir ağustos sıcağında bir daha çıktıklarında bu sefer ormanın içinde bir ceylan kovalarken atın önüne bir su birikintisinden oluşmuş küçücük bir gölle karşılaşan at, o hızla padişahla birlikte suya yatar. Atın altında kalan padişah boğulma tehlikesi geçirir ve adamlarının yardımıyla zor kurtulur.

Kurtulunca da adamlarına şu köylüyü alıp bana getirin. “Bu at padişahımıza yaramaz” demekle ne demek istemiş öğrenelim.

Adamlar köye giderler apar topar köylüyü padişahın huzuruna çıkarırlar. Padişah huzuruna çıkarılan köylüye sorar. Sen neden bu atı bana vermezden önce bu at padişahımıza yaramaz demiştin?

Adam da padişaha der ki, padişahım bu atın anası ölmüştü. Biz de onu ölmesin diye daha tayken manda sütüyle besleyip büyüttük. Onun için ola ki size karşı bir soysuzluk yapar diye korkumdan demiştim der. Ama padişahın göz koyup sevip almak istediği bir ata da sütü bozuk diyemezdim der...

 

 

Hayvanlar rüyalarında ne görür?

Hayvanlar da insanlar gibi rüya görüyorsa rüyalarında ne görür, nerelere giderler? Kediler, kuşlar ve diğer canlılar uyku sırasında nasıl incelenebilir?

Rüya görüp görmediklerini hayvanlara sormak mümkün olmasa da gözlemler onların da rüya gördüklerine dair veriler sunuyor.

Araştırmacılar bu konuyu incelemek için iki yola başvuruyor. Birincisi uykunun çeşitli aşamalarında hayvanların fiziksel davranışlarını incelemek, ikincisi ise uyku sırasındaki beyin aktivitelerinin insan beynine benzerlik gösterip göstermediğini anlamak.

1960'larda uykunun REM aşamasında (hızlı göz hareketlerini içeren safha) insanların ilginç hareketler yaptıkları tespit edilmişti. Uyku sırasında kasların genellikle felç olduğu sanıldığı için ilginç bir bulguydu bu.

Hayvanlar enfeksiyonla nasıl baş ediyor?

İnsan hastalıklara karşı sürekli mücadele ediyor. İnsanın bakteri, virus ve diğer parazitlere karşı yürüttüğü bu mücadele çok eskilere dayanıyor ve açlık, kuraklık, yırtıcı hayvanlar kadar evrim üzerinde etkide bulunuyor.

Hayvanlar da elbette benzeri tehlikelerle karşı karşıya. Fakat onlar enfeksiyon ve hastalıklara karşı insandan çok daha önce çeşitli koruma mekanizmaları geliştirmiş. Şimdi bunlardan bazılarını ele alalım.

Somon balıkları küçükken deniz bitlerine karşı korumasız oluyor ve yaraları kolayca enfeksiyon kapıp ölebiliyorlar. Fakat somonlar daha küçük çöpçü balıklarıyla ortaklığa girip bu balıkların deniz bitlerini yemeleri yoluyla kendilerini temiz tutabiliyorlar.

Çocukların hayvan aşkı

Özellikle köpekler tercih ediliyor. Münih merkezli kamuoyu araştırma enstitüsü iconkids&youths tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Almanya'da 6-12 yaş arası çocukların üçte biri evcil hayvan besliyor.

Araştırmaya göre, evcil hayvan sahibi çocukların yüzde 49'u köpek, yüzde 30'u da kedi tercih ediyor. Öte yandan Hint domuzu (yüzde 7) ve hamster da (yüzde 5) tercih edilen hayvanlar arasında.

Araştırma için nisan ve mayıs ayları arasında 73  çocukla anket yapıldığı belirtildi. Enstitü direktörü Ingo Barlovic, "Hayvanların çocuklar için sarılabilecekleri bir şeyden daha fazla anlam ifade ediyor. Onlar çocukları teselli ediyor ve onlara güven veriyor" dedi.